Mevcut hukukî durumda, herhangi bir isim ya da işarete ticaret unvanında yer verilerek başvuruda bulunulması durumunda sadece sicil dairelerinde daha önce kayıtlı ticaret unvanları dikkate alınmakta ve ona göre unvana ayırt edici bir ek alınması istenmektedir.
Ticaret unvanı ile marka arasındaki işlev farkı kesin olarak kabul edilirse, bu durumda her iki hakkın da aynı anda mevcut olabileceği, yan yana yaşayabileceği söylenmelidir. Fakat marka ile unvan arasındaki işlev farkı kesin değildir. Bu konu KHK’dan farklı olarak Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenerek netleştirilmiştir. SMK m. 7/3-e’ye göre; İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması, marka sahibi tarafından yasaklanabilir.
KHK döneminde Yargıtay tescilli bir hakkın kullanımının yasa dışı olamayacağı gerekçesiyle tescilli unvana karşı açılan tecavüz davalarında unvanın unvan fonksiyonunu aşmayacak biçimde kullanılması halinde “tescilin” hukuka uygunluk yaratıyor olması nedeniyle tecavüzün söz konusu olmadığını içtihat etmekteydi. Ancak özellikle bir malın söz konusu olmadığı hizmet sunulan sektörlerde ne zaman “markasal” kullanım var ne zaman yok bunu tespit etmek oldukça tartışmalı olmaktaydı.
Mesela Yasaman bir bilirkişi raporunda şu şekilde yorumda bulunmuştur; aynı unsurları içeren marka ve ticaret unvanının aynı anda var olmaları mümkün ise de hizmet sektörü söz konusu olduğunda ticaret unvanı ile marka arasındaki fark ortadan kalkmakta ve ticaret unvanı ister istemez sunulan hizmeti ayırt etme fonksiyonunu yerine getirmektedir(BKZ. Prof. Dr. Hamdi Yasaman Marka Hukuku İle İlgili Makaleler, B.Kişi Raporları C.III s.593–594).Bir hizmetin arzı söz konusu olduğunda markanın üzerinde kullanılacağı ürün veya ambalaj mevcut olmadığından marka ticaret evrakı, reklamlar, panolar vb yerlerde kullanılmaktadır. Bu durumda hizmet sektöründe kullanılan bir ticaret unvanı da hizmet markası gibi kullanılmaktadır( Prof.Dr. Hamdi Yasaman, Marka Hukuku ile İlgili Bilirkişi Raporkarı C.III S. 402, ISO bilirkişi raporu).
Marka sahibinin sonradan tescil edilmiş bir unvanın terkini talebinin açık bir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında, unvanın tescili tarihinde, seçilen ibarenin serbest olmadığının belirgin olduğu, oysa unvanın tescili sırasında bu ibarenin serbest olması yani üçüncü şahsın ibare üzerinde hukuken ileri sürebileceği bir hakkının bulunmaması gerektiği, ifade edilmiş, öncelik hakkına vurgu yapılmıştır(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.2007 tarihli2007/11-965 E., 2007/961 K. sayılı kararı).
Ayrıca TTK uyarınca, tacirin kimliği hakkında üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına neden olabilecek, gerçeğe aykırı ekler alınamaz. Eğer tacirin ticaret unvanında yer almasını istediği ek, haksız bir yararın sağlanmasına, markanın ait olduğu işletmeyle iltibasa yol açabilecek nitelikteyse, bu durumda, alınmak istenen unvan üçüncü kişileri yanıltıcı olduğu gerekçe gösterilerek terkininin talep edilebileceği söylenebilecektir [Fatih Aydoğan (İÜHFM C. LXXI, S. 2, s. 27-50, 2013 s. 38)].
Çolak’a göre: Eskiden beri tescilli bir markanın sahibi olan işletme ile, markayı oluşturan çekirdek unsuru içeren ticaret unvanı nedeniyle işletmeler arasında karışıklık ihtimali nedeniyle potansiyel alıcıların bildikleri markayı üreten işletmenin malı zannederek, sonradan tescil ettirilen ticaret unvanını taşıyan işletmenin malını talep etmeleri nedeniyle TTK m. 57 anlamında bir iltibas tehlikesi doğduğu için,markadan dolayı ticaret unvanının terkini söz konusu olabilecektir. Burada sonradan tescil edilen ticaret unvanını taşıyan işletmenin(Uğur Çolak, İstanbul 4. FSHM Hakimi, Türk Marka Hukuku, 2012 S.443).
Yasaman’a göre de; ticaret unvanının haksız rekabetin mevcut olması halinde de terkininin talep edilmesi TTK m. 56 vd hükümlerince mümkün olmaktadır. Özellikle aynı faaliyet sahasında meşgul olan işletmeler bakımından tüketici tüketici tarafından karıştırma ihtimali söz konusu olacağından aynı ticaret unvanının kullanılması hak sahibi iltibasa neden olacak tescilin haksız rekabet hükümlerince terkinini talep edebilecektir(Prof. Dr. Hamdi Yasaman, Marka Hukuku ile İlgili B.Kişi Raporları C.III S. 447).
SMK m. 7/3-e ile tüzel kişilerin unvanın marka ile aynılığı ya da benzerliği durumunda müdahelede bulunup bulunulamayacağı hususu netlik kazanmış, tüzel kişilerin markayı unvan ya da işletme adı olarak kullanmaları durumunda bunun marka hakkı kapsamında yasaklanabileceği öngörülmüştür. Artık sadece gerçek kişilerin isimlerini kullanmaları hukuka uygun kullanım olarak düzenlenmiştir.
KERVAN; Unvan terkini, farklı Alanda Faaliyet Gösterilmesi
SMK Uyarınca Markanın Unvan veya İşeltme Adı Olarak Kullanımı
Ticaret Unvanları Arasındaki İltibas, Tanınmışlık ve Farklı İştigal Konusu
Unvanın Haksız Rekabet, Zamanaşımı
Tescilsiz Ticaret Unvanının Korunması
Yargıtay’ın Altınbaş Kararı, İsimlerin Unvan/Marka Olarak Kullanılması ve Haksız Rekabet