Customise Consent Preferences

We use cookies to help you navigate efficiently and perform certain functions. You will find detailed information about all cookies under each consent category below.

The cookies that are categorised as "Necessary" are stored on your browser as they are essential for enabling the basic functionalities of the site. ... 

Always Active

Necessary cookies are required to enable the basic features of this site, such as providing secure log-in or adjusting your consent preferences. These cookies do not store any personally identifiable data.

No cookies to display.

Functional cookies help perform certain functionalities like sharing the content of the website on social media platforms, collecting feedback, and other third-party features.

No cookies to display.

Analytical cookies are used to understand how visitors interact with the website. These cookies help provide information on metrics such as the number of visitors, bounce rate, traffic source, etc.

No cookies to display.

Performance cookies are used to understand and analyse the key performance indexes of the website which helps in delivering a better user experience for the visitors.

No cookies to display.

Advertisement cookies are used to provide visitors with customised advertisements based on the pages you visited previously and to analyse the effectiveness of the ad campaigns.

No cookies to display.

Nis 12, 2020
70 Views

Marka Sessiz Kalma Şartları

Written by

Sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olabilmesi için öncelikle marka sahibinin markasının başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekir. Olayın şartlarına göre markasının başkası tarafından kullanıldığını bilemeyecek durumda olanlar için sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusu olmayacaktır.

banner

SMK m. 25/6’ya göre; Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olabilmesi için öncelikle marka sahibinin markasının başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekir. Olayın şartlarına göre markasının başkası tarafından kullanıldığını bilemeyecek durumda olanlar için sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusu olmayacaktır. Mesela Çin menşeli bir markanın çok kısıtlı bir alanda uzunca bir süre kullanılmasından Çin’deki hak sahibinin haberdar olmasını beklemek hakkaniyete uygun düşmeyeceğinden böyle bir durumda sessiz kalma söz konusu olmayacaktır. Aksi halde marka ihlali yaratan kötü niyetli kişiler önce kullanımlarını sınırlı bir alanda tutabilir ve 5 yıllık süre geçtikten sonra ticaretlerini genişletebilirler.

İkinci olarak hak sahibinin süren ihlale karşı uzun süre sessiz kalması yani herhangi bir şekilde dava açmaması, marka hakkından doğan haklarını kullanmamış olması gereklidir. Yargıtay 11. HD 2014/149-2015/752 sayılı BOUCHE kararında; ihtarname gönderilmesinin tek başına ihlale karşı konulma sayılmayacağını açıkça belirtmiştir. Ancak Yargıtay’ın Türkpatent nezdindeki itiraz ve ihtarı yeterli gördüğü kararı da vardır(Yargıtay 11. HD 2013/6839-2014/12097 İntel v İnteltek kararı). Dolayısıyla prensip olarak dava açılması gerekmekle birlikte olayın şartlarına göre Yargıtay ihtarnameyi ve marka tesciline itirazı da yeterli görebilmektedir.

Üçüncü olarak marka sahibinin 3. kişinin tescil veya kullanımına belirli süre sessiz kalmış olması gereklidir. SMK m. 25/6’da hükümsüzlük davaları için 5 yıllık hak düşürücü süre belirlenmiştir. Ancak ihlal davaları için saptanan bir süre olmadığından her olayın özelliklerine göre bu süre 5 yıldan az veya fazla olarak saptanabilmektedir. Bu konuda Yargıtay’ın çeşitli kararları olmakla birlikte Yargıtay HGK 2013/11-1358-2015/820 sayılı kararıyla sessiz kalma için 5 yıldan az bir süre olamayacağını belirtmiştir.

Sessiz kalma süresinin başlangıç tarihini belirlemede; tarafların iş veya akrabalık ilişkisi olup olmadığı, kullanımın yoğunluğu, markanın tanınmış olup olmaması, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterip göstermemeleri gibi ilgili tüm faktörler dikkate alınır.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olabilmesi için markayı tescil ettiren ve/veya kullanan kişinin de iyi niyetli olması gereklidir. Bu kişi başlangıçta iyi niyetli olmasa bile sonradan davanın açılmayacağı yönünde önceki marka sahibinin davranışları nedeniyle haklı bir güven kazanarak markaya yatırım yapmışsa bu durumda başlangıçta kötü niyetli bile olsa kötü niyetin sonradan ortadan kalktığı kabul edilmektedir.

Yargıtay 11. HD’nin çeşitli kararlarında(2011/7104-2012/14860 sayılı Kral, 2010/6588-2011/17257 sayılı Erinoks, 2010/12137-2012/16604 sayılı Elite World) sessiz kalmanın MK m. 2’den kaynaklanıyor olması nedeniyle mahkemece re’sen dikkate alınması gerektiği içtihat edilmiştir.

Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı 456

Sessiz Kalma, Markanın Piyasada Kullanılması Şartı

MESA Kararı; Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı

Markanın Gençleştirilmesi Kavramı, Versiyon Markalar Açısından Sessiz Kalma

Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı Hususunda Seçilmiş Yargıtay Kararları

Article Categories:
Marka

Comments to Marka Sessiz Kalma Şartları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir