YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2020/2193 K. 2021/2713 T. 22.3.2021
Mahkemece, HMK’nın 145. maddesi kapsamında davacının sonradan ileri sürdüğü adı yazılı sözleşmenin yargılamayı geciktirme amacı taşıyıp taşımadığı veya süresinde ileri sürülmemesinin davacının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilerek, delil olarak kabulü halinde ise diğer tüm delillerle birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi isabetli olmadığından mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar verilmesi gerekir.
Davacı vekili; müvekkiline ait olan hisse senetlerinin noterde düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesi ile davalıya devredildiğini, ancak geçen süreye rağmen 73.500,00 TL hisse devir bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından asıl alacak ve işlemiş faizi olmak üzere toplam 133.101,45 TL üzerinden davalı aleyhinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra dosyasına vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, noterde düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesinde davacının parasını nakden ve peşinen aldığına dair imzalı beyanının bulunduğunu, icra takibinin kötüniyetle yapıldığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı taraf dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde 25.12.2008 tarihli sözleşmeye dayanmamakta olup, 11.06.2014 tarihli ön inceleme duruşmasının 4 numaralı ara kararı gereği verilen 2 haftalık “kesin” süre de dolduktan sonra 03.09.2014 tarihli beyan dilekçesinde 25.12.2008 tarihli sözleşmeye dayanmış, davacının 03.09.2014 tarihli beyan dilekçesi ekinde fotokopisini dosyaya sunduğu 25.12.2008 tarihli sözleşme, HMK m. 141 uyarınca iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kalmakta olup, yargılama esnasında davalı tarafın 03.09.2014 tarihli beyan dilekçesinde 25.12.2008 tarihli sözleşmeye dayanılmasına açık muvafakatinin de bulunmadığı göz önüne alındığında, anılan sözleşmenin hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- )Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 03.09.2014 tarihli beyan dilekçesinde dosyaya sunduğu 25.12.2008 tarihli adi yazılı sözleşmenin HMK’nın 141. maddesi gereğince iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamına girdiği, davalı tarafın da davacının bu delile dayanmasına muvafakat etmediği, davacının dayanmış olduğu 24.12.2008 tarihli noter senedi uyarınca davalının hisse devir bedelini davacıya ödediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın açılması maddi ve usul hukuku bakımından çeşitli sonuçlar doğurur. Usul hukuku bakımından ortaya çıkan sonuçlardan biride, iddianın ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağıdır ( HMK m.141 m 319 ).
Bu bağlamda, yargılamanın belli bir aşamasından sonra genel olarak, davada dava sebebinin ( vakıaların ) değiştirilmesi veya yeni sebepler eklenmesi, davada istem sonucunun değiştirilmesi veya istem sonucuna yeni eklemeler yapılması, dava niteliğinin değiştirilmesi gibi hususlar, iddianın ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağına girer.
Davacı delillerini dava dilekçesinde ( m.119.1/f ) davalıda delillerini cevap dilekçesinde ( m.129.1/e ) gösterir. Somutlaştırma yükü nedeniyle, taraflar delil göstermek ve ayrıca dayandıkları her bir delilin hangi vakanın ispatı için gösterildiğini de belirtmek zorundadırlar ( m.194 ). Taraflar, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler ise de davacı veya davalı hakimin iznine bağlı olarak daha sonrada delil gösterebilirler.
Ancak bunun için, sonradan delil ileri sürülmesinin yargılamayı geçiktirmek amacı taşımaması veya zamanında ileri sürülmemesinin tarafın kusurundan kaynaklanmaması gerekir. ( m.145,1/cümle )
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı alacağının dayanağı olarak ileri sürdüğü yazılı sözleşme, süresinden sonra delil gösterme niteliğinde olup, iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi vasfında nitelendirilemez.
Bu durum karşısında HMK’nın 145. maddesi kapsamında davacının sonradan ileri sürdüğü 25.12.2008 tarihli adı yazılı sözleşmenin yargılamayı geciktirme amacı taşıyıp taşımadığı veya süresinde ileri sürülmemesinin davacının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilerek, delil olarak kabulü halinde ise diğer tüm delillerle birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenlerle mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
http://www.sinopbarosu.org.tr/Print.aspx?ID=72668&Tip=Haber
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/756042
sonradan delil sunma sonradan delil sunma iddia ve savunmanın genişletilmesi yasaşı iddia ve savunmanın genişletilmesi yasaşı HMK 145 HMK 145Terimi kaldır: delil gösterme süresi delil gösterme süresi en son ne zaman delil gösterilir en son ne zaman delil gösterilir delil sonradan sunulabilir mi delil sonradan sunulabilir mi